Acil Durum Nedir?
Acil durum, çalışanlar, müşteriler, ziyaretçiler veya halk arasında, ölüm ve ciddi yaralanmaya neden olabilecek veya işin durmasına, faaliyetlerin aksamasına, fiziksel veya çevresel olarak zarar görmesine, tesisin mali yapısının bozulmasına ve toplum içinde itibarının düşmesine neden olabilecek, plan dışı, istem dışı gelişen olaylardır.
Gerçekten de, birçok acil durum sayabiliriz, bunlara örnek vermek gerekirse:
• Yangın
• Deprem
• Tehlikeli madde olayları
• Sel ve su baskını
• Aşırı soğuk veya aşırı sıcak
• Sabotaj
• Ana tedarikçi kaybı/Ham madde girişinin durması
• Toplumsal olaylar
• Patlama
Burada “Afet” kelimesi özellikle kullanılmamaktadır. Çünkü “Afet” dendiğinde çok büyük çaplı (genellikle, “Doğal Afet” gibi) olaylara çağrışım yapmaktadır. Bununla birlikte, her olay, kurumda ve toplumda yarattığı etkiyle ayrı ayrı ele alınmalıdır. Büyük bir tesis için nüans olarak nitelendirilecek bir olay, küçük bir kurum için öldürücü darbe olabilir.
Alınabilecek Önlemler
Acil durumları genelde önlenebilir ve önlenemez olarak ikiye ayırabiliriz. Örneğin; yangın, su baskını, iletişim sorunları, tesis işletim sorunları, tehlikeli madde kazaları, hatta bir ölçüye kadar terörist faaliyetler bile önlenebilir acil durumlardandır. Deprem, şiddetli kış, yanardağ patlaması, şiddetli yağmur ve sel, heyelan, çığ önlenemez acil durumlardandır. Bununla birlikte, bunlar için bile alınabilecek önlemler vardır. Önlemler, belki bu olayların oluşmasına engel olamaz, ancak bunlardan doğabilecek zarar ve hasarları en az seviyeye indirerek bir o kadar önemli bir yarar sağlar. Şunu hepimiz öğrendik ki, deprem sırasında yapısal bir hasar olmasa bile, birçok ev ve iş yeri yapısal olmayan malzemeden dolayı hasar görmüşlerdir. Bulunduğunuz ortamdaki malzemeleri sabitlemek bu hasarları en az seviyeye indirecektir. Bu da önlenemeyen depremin hasarını önlemek demektir. Bu örnekleri çoğaltabiliriz.
Hele önlenebilir acil durumlara gelince, bunlar için hiç mazarete gerek yoktur. Bir boru veya dirseğin paslanması çok olağan bir durumdur. Bu hiç kontrol edilmez, durumu hiç takip edilmezse, günün birinde sızdırmakla başlayıp daha ileri, akıtma seviyesine kadar çıkabilir ve bir sabah işe geldiğinizde deponuzu su basmış bulabilirsiniz. Bu durum önlenemez miydi? Sigara içilmemesi gereken yerde sigara içildiği takdirde, yangın çıkması veya patlama olması kısmet midir? Benzer örnekleri çoğaltmak mümkündür.
Acil durum için en önemli hazırlık eğitimdir. Bir acil durum sırasında durup, düşünmek ve muhakeme yapmak için bol bol zaman yoktur. Herşey çok kısa sürede olup bitmektedir. Bu nedenle yapmamız gerekenleri, düşünüp yorumlayarak değil, bir refleks, bir reaksiyon olarak yapmalıyız. Bu da ancak eğitimle olur. Eğitim, reaksiyonları hızlandırır, hataları azaltır. Ancak, bunun için doğru şekilde eğitim yapılması gerekir. Doğru eğitim de, eğitim sonunda hataların, eksiklerin –hiç kimseyi suçlamadan, hiç kimseyi hedef almadan– açıkça ortaya konduğu, bir eleştiri veya kritik periyoduyla tamamlanmalıdır.
Meydana Geldiğinde Yapılacaklar
Acil durum bir tesisde sadece görevlileri değil tesisde bulunan herkesi ilgilendirir. Örneğin bir binada yangın çıktığında, onu söndürecek, insanların binayı emniyetle terketmesini sağlayacak, yaralılara ilkyardım yapacak görevliler dışında hiç kimse etkilenmez mi? Bırakın orada çalışan birini olmayı, o anda herhangi bir amaçla o binaya gelmiş olan bir ziyaretçi bile yangından etkilenir.
Bunun için acil durumlarda herkese bir görev verilmelidir. Bu görev, binayı terketmek veya toplanma bölgesine gitmek bile olsa, herkese bir görev verilmelidir. Acil Durum Yönetim Planı’nda, kimin, hangi acil durumda, ne yapması gerektiği yazılıdır. Görevler bu plana uygun olarak yapılır ve sonuçları mutlaka bildirilir.
Acil durum sırasında kurallara uyma ve yapılanları bildirme çok önemlidir. Örneğin bir yangın çıktığında, yangına bir yandan müdahale edilirken, bir yandan da yönetime durum hakkında bilgi verilmelidir. Çünkü yönetim, dışarıdan yardım isteme, tesisi terk etme gibi konularda karar verme durumundadır.
Sonrasında Yapılacaklar
Acil durum sonrasında yapılacak ilk iş ne kadar etkilendiğinizi saptamaktır. Yaranız var mı? Bir tarafınızda kırık çıkık var mı? Eğer her şey yolundaysa derhal görevinize başlamalısınız. İşyerinizde göreviniz bellidir, Acil Durum Yönetim Planı’nda belirtilmiştir. Ancak her yerde aynı açıklıklıkta değildir göreviniz. Örneğin evde, alış veriş yapmaya gittiğiniz markette veya eve dönüş yolundaki otobüsün içinde. Hiç düşündünüz mü otobüsteyken deprem olduğu takdirde ne yapabilirim diye? Bu saydığımız belirtilmemiş göreviniz, başta aileniz olmak üzere diğerlerine yardım etmektir. Bu görevi yerine getirirken, acil durumdan sadece sizin ve ailenizin değil, başka insanların da etkilendiğini unutmamak gerekir. Örneğin demin belirttiğimiz durumda ilk tepkilerden biri telefonla aile yakınlarına ulaşmaktır, ki bu tepki çok doğal ve normal bir tepkidir. Ancak tek tek bütün bir aile efradı birbirlerini arayacak olurlarsa, inanın acil duruma gerek yok, telefon sistemleri çöker. Bunun için bir takım tedbirler alınabilir. Örneğin başka şehirde yaşayan bir akraba mesaj merkezi gibi kullanılabilir, herkes onu arar ve diğerleri hakkında bilgiyi ondan alır. Düşünün bir hat kullanımı nasıl azalacak. Böylece kurtarma ve yardım ekiplerine de konuşabilme olanağı sağlanırken, insanlar birbirlerinden de haber alabilir.
Uğur ATABEK
Yönetim Kurulu Üyesi
|